LeftRight

Kategori : Uncategorized


Geçtiğimiz hafta bir müşterimiz için Antep’e gittik. Baklavası, lahmacunu ve kebabıyla ünlü, o Anadolu’nun sanayi devi şehrine… Oralarda yaşayan bir müşteri adayımız da bizi misafir etti sağ olsun. Haliyle dönüşte bir baklava almadan dönmeyelim dedik. Baklavacıya girip bakınırken bir arkadaşımın yaşadığı deneyim aklıma geldi ve şunu sordum:


İhracat her markanın ağzını sulandırıyor. Çünkü özellikle ülke içindeki pazar doyuma ulaştığında dışarıda iş yapabileceğimiz koca bir dünya var. Gerek iletişim ve gerekse ulaşım imkanlarının artması, hemen hemen her şeyi (regülasyonlar izin verdiği ölçüde) hemen hemen her yere satabilmeyi sağlıyor. Özellikle büyüme aşamasındaki markalar, marka genişlemesi stratejilerini coğrafi genişleme üzerine kurguluyorlar.

Yabancı pazarlarda gerçekten başarılı olan markalarımız yavaş yavaş çıkmaya başladı. Rusya’da Colin’s markası, İngiltere’de Beko markası çok iyi durumdalar. Geçenlerde Hayat Kimya’nın Molfix markası ile Cezayir’de pazar lideri olduğunu duyunca sevindim. Fakat aynı haberin içinde geçen “101 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor” ifadesi bendeki şalteri attırdı. 101 ülkeye ihracat yapmak gerçekten iyi bir şey mi? Coğrafi yayılım risklerin azaltılması, pazar potansiyellerinin tespiti ve küresel bir bakış açısı kazanmak için önemli. Ancak 100 ülkeye ihracat yapıp birinde pazar lideri iseniz, diğerleri ihracat cironuzun %10’unu oluşturuyorsa bu işte bir yanlışlık var demektir.