LeftRight

Kategori : Reklam

Reklamcılık böyledir işte. Alternatif olarak ne yapsan sonuç nasıl değişirdi bilemeyeceğin, yani kontrollü deney yapamayacağın için bol keseden rakam sallayabilirsin.



Serdar Abi’nin Çelişkisi

Ben reklamcı değilim. Reklamcıların işlerine çok karışmayı sevmem. Reklamcı dediğin karakteri itibarıyla ve yaratıcılık gereği tanrıyla aşık atan bir meslek sahibidir. Uzak durmak lazım. Hoş, Hulusi Derici bir meslek olmadığını savunur ve “cılık culuk” diye meslek olmaz der ama biz yine de bir meslek olarak kabul edelim.

Esasen Serdar Erener’i de tanımam. Onun gibi kelli felli adamlar hakkında konuşurken, hele ki yaşça benden büyükse, olabildiğince ölçüp biçerim. Tanısam belki çok severim. Bilginin dibine kadar inme saplantısı bende de var. İşime yarayacak şeyi bulsam da teoriyi kurcalamaya devam etmek bana keyif veriyor. İdeolojik düşüncesi nedeniyle (Gezi olaylarındaki tavrı nedeniyle) müşteri kaybetmesi de bence üzücü. İnsan her zaman işiyle sınanmalı. Senior Stajyer Atı alan Üsküdar’ın Anasını Belledi yazısında bu konuları detaylı anlatmış.


Selamlar,

İnternette faaliyet gösteren markaların konvansiyonel (geleneksel) iletişim mecralarında reklam yapmaya başlamasına alıştık artık. Hızlıal, Hepsiburada, Gittigidiyor gibi markalardan sonra Sahibinden.com, Arabam.com ve Hurriyetemlak.com da TV reklamlarıyla karşımıza çıktı.

Sahibinden.com, hepsiburada’nın yapması gerektiğini yaparak liderliğe ve büyüklüğe oynadı. “Ayağına gelsin” gibi hiç bir stratejik içgörü içermeyen bol ünlülü Hepsiburada reklamına karşı, Sahibinden’in reklamı şapka çıkarılacak cinsten. Arabam.com ve Hürriyet Emlak reklamları ise Sahibinden’e sataşan ve onun zayıflıklarından faydalanan iletişim stratejileri yürütüyor.


Selamlar,

Bu başlığı, “Sex sells” ifadesinin yazılı her türlü metin için de geçerli olduğu gerçeğinden yola çıkarak atmadım. Başka bir gerekçesi var. Öte yandan pek çoğunuzun aklına Amerikan Apparel gibi kadın bedenini irite edici şekilde sergileyen markaların yürüttüğü pazarlama stratejisi ve bu çerçevedeki reklamları gelebilir. O da var tabi ama asıl mesele o değil.

Reklamcılık Harley Davidson gibi güçlü bir imajı olan markanın bile geçmişte yaptığı gibi rasyonel değil artık. Daha abartılı, daha gösterişli daha cüretkar.

Dücane Cündioğlu, “Siyaset ve pornografi birbirine çok benzer” der ve bunu siyasi liderlerin sex kasetlerini kast ederek söylemez. “İkisi de gerçeğin hakikatsiz tezahürüdür” der Cündioğlu. “Hakikatsiz tezahür” bugünkü yazının nedeni işte…


Merhabalar,

Uzun zamandır yazmak istediğim bir konuyu ele almak Şahin Sucukları’nın yeni reklamını izleyince  şart oldu. Eee, neticede Kayseriliyiz ve bizim de bazı hassasiyetlerimiz var.

Tasarımcı Aziz Yayla kardeşim şöyle demişti: Eğer markamızı, ürünümüzü herkese teker teker gidip anlatma imkanımız olsa reklama ihtiyaç olmazdı. Şu an öyle olmadığı için iş yaptığının farkında olan bir arkadaş tabi kendisi. Reklam fikri bulamam ama bir stratejist olarak iyi reklamla ilgili kelam ederim. Ve tabi ki çoğunlukla kötü örnekler üzerinen ilerleyeceğim. Yer yer yazmayı hedefliyorum bu konuyla ilgili. Ne anlattıklarından ve neden yanlış (kötü değil) olduklarından ya da – bazen – neden doğru (iyi değil) olduklarından bahsedeceğim. Bugün kısaca üç marka ve üç reklamı irdeleyeceğim.


Merhabalar,

Bir süredir yukarıdaki reklamla ilgili yanlış olan şeyleri yazmak istiyordum. Söylemezsem çatlarım.

Mübalağa sanatı reklamda çokça kullanılır. Reklamcilar sıkça markanın ya da ürünün vaadini anlatmak icin abarttikca abartirlar. Ancak Vivident’in yukarıda gördüğünüz reklamı mübalağa acısından doğru, kategori acısından berbat bir reklam. Bunun bir kaç nedeni var.


Gün geçmiyor ki bir marka yeni bir ürünle karşımıza çıkmasın. Pazar genişletmenin alternatiflerinden biri de farklı hedef kitleleri gözüne kestirmek.

Arzum markası yıllardır çok da dişi bir karakter olan Arzum Onan’ı kullanıyor ve her ev içi elektronik markası gibi erkeklerden olabildiğince uzak. Ama öyle böyle uzak değil. Çok feminen bir marka. Bir zamanlar gazetede Penti’nin erkekler için çorap üreteceğine dair bir haber vardı. Ben Penti’nin erkek çorabıyla, erkeklerin de Pentiyle işi olmaz demiştim. Yanıldığımı hiç sanmıyorum.


Yıllar önce hepimiz çok sevmiştik biber dolması pişiren Amerikan ev kadınını. Ve yukardaki videoda ince ince işlenen Türklük mesajlarını. Hepimizin ne kadar ruhunu okşamıştı. Herşeyi uysa da uymasa da Avrupa’dan, Amerika’dan aldığımız için olsa gerek, bu tezat ruhumuzu okşamıştı.


İnternet kullanımının gün gün arttığı memlekette blog sayısı da artıyor. Kendimizi ifade etme hevesimiz, paylaşma hevesimiz kabına sığmıyor doğrusu. Şunun şurasında internetle tanışalı ne kadar oldu ki? Facebook’a iki yıl önce kaç kişi üyeydi ve şimdi üye olmayan var mı ki?


Bazı sosyal kampanyalar son derece başarılı oluyor. Mesela bir ülke dinimize milletimize laf etse, çocuklarımızın zihni gelişimlerini engellemek için ürünlerinin içine maddeler katsa (Danone yalanı), tersten okunduğunda Allah yok dese (Coca Cola saçmalığı: Coca bitkisinin yaprağından ve cola bitkisinin cevizinden meydana gelen içeceğin adının tersten okunuşunun üzerine ıslatılmış PH kağıdını üçe katlayıp yerleştirdikten sonra sarı ışık altında karanlık odada amuda kalkmış bir şekilde bakarsak dinimize imanımıza sövüyormuş),