LeftRight

Reklamcılık böyledir işte. Alternatif olarak ne yapsan sonuç nasıl değişirdi bilemeyeceğin, yani kontrollü deney yapamayacağın için bol keseden rakam sallayabilirsin.



Serdar Abi’nin Çelişkisi

Ben reklamcı değilim. Reklamcıların işlerine çok karışmayı sevmem. Reklamcı dediğin karakteri itibarıyla ve yaratıcılık gereği tanrıyla aşık atan bir meslek sahibidir. Uzak durmak lazım. Hoş, Hulusi Derici bir meslek olmadığını savunur ve “cılık culuk” diye meslek olmaz der ama biz yine de bir meslek olarak kabul edelim.

Esasen Serdar Erener’i de tanımam. Onun gibi kelli felli adamlar hakkında konuşurken, hele ki yaşça benden büyükse, olabildiğince ölçüp biçerim. Tanısam belki çok severim. Bilginin dibine kadar inme saplantısı bende de var. İşime yarayacak şeyi bulsam da teoriyi kurcalamaya devam etmek bana keyif veriyor. İdeolojik düşüncesi nedeniyle (Gezi olaylarındaki tavrı nedeniyle) müşteri kaybetmesi de bence üzücü. İnsan her zaman işiyle sınanmalı. Senior Stajyer Atı alan Üsküdar’ın Anasını Belledi yazısında bu konuları detaylı anlatmış.


Samsun Çarşamba Havalimanı’nda 2011 yılında tanışmıştım Tozlu Giyimle. Bölgenin yerel bir giyim markası. Elbette ki konumuz bu markanın ismi. Kötü bir ismin para kazanmaya engel olmadığını ancak işi zorlaştırdığını düşünüyorum. Ne kadar etkilediğini de düşünelim istiyorum. Malum. Pazarlamada sürekli birileri kurallar koymaya çalışır birileri de yıkar.


Selamlar,

İnternette faaliyet gösteren markaların konvansiyonel (geleneksel) iletişim mecralarında reklam yapmaya başlamasına alıştık artık. Hızlıal, Hepsiburada, Gittigidiyor gibi markalardan sonra Sahibinden.com, Arabam.com ve Hurriyetemlak.com da TV reklamlarıyla karşımıza çıktı.

Sahibinden.com, hepsiburada’nın yapması gerektiğini yaparak liderliğe ve büyüklüğe oynadı. “Ayağına gelsin” gibi hiç bir stratejik içgörü içermeyen bol ünlülü Hepsiburada reklamına karşı, Sahibinden’in reklamı şapka çıkarılacak cinsten. Arabam.com ve Hürriyet Emlak reklamları ise Sahibinden’e sataşan ve onun zayıflıklarından faydalanan iletişim stratejileri yürütüyor.


21. yüzyılın modernitesi beraberinde yalnızlığı da getirdi. Yalnızlık, yani topluma ya da başka bir bireye bağımlı olmadan yaşayabilme bir olanak olarak sunuldu. Sanal ortamın gelişimi de, insanın yalnızlığını fark etmemesi üzerinde çok büyük etkilerde bulundu.

Öte yandan geleneksel aile yapısı, evlenme yaşının ilerlemesi, kişilerin aile kurma ve onu yaşatma yerine kendi kariyerleri odaklı seçimler yapması geleneksel aile yapısına bir nebze de olsa zarar verdi. Geçmişte alışılagelmiş “rıza gelme” anlayışı, yani hayatın ona getirdiklerine razı gelip şikayet etmeme, her bir bireyin ekonomik olarak da kendi ayakları üzerinde durabilmesi ve kendi hayatına yön verme iradesine sahip olduğu inancının gelişmesiyle yok olmaya yüz tuttu. Bazı ülkelerde bu tablo çok daha kötü durumda. Örneğin Rusya’da her 2 evlilikten 1’i boşanma ile sonuçlanıyor. Ülkede kadın nüfusu erkek nüfusundan 10 milyon fazla ve 5 milyon bekar/boşanmış anne yer alıyor. [1] ABD’de ise her 3 çocuktan 1’i ailesiz büyüyor.


Selamlar,

Erdoğan’ın logosu piyasaya çıktı. Logoya gelmeden önce bi konuyu netleştirelim. Bu seçimin bir Cumhurbaşkanlığı seçimi olmayacağını belirtmekte fayda var. Evet, bu seçim kesinlikle Cumhurbaşkanlığı seçimi olmayacak. Bu seçim Başkanlık seçimi olacak. Erdoğan bunun sinyallerini epeydir veriyordu zaten de şimdi yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaya başladı. Twitter’daki bu #etiket olayı özetliyor bence. #yenitürkiyeninbaşkanı


Geçtiğimiz hafta bir müşterimiz için Antep’e gittik. Baklavası, lahmacunu ve kebabıyla ünlü, o Anadolu’nun sanayi devi şehrine… Oralarda yaşayan bir müşteri adayımız da bizi misafir etti sağ olsun. Haliyle dönüşte bir baklava almadan dönmeyelim dedik. Baklavacıya girip bakınırken bir arkadaşımın yaşadığı deneyim aklıma geldi ve şunu sordum:


Selamlar,

Bir yere gideceğim zaman, özellikle de yaz zamanı Pegasus biletlerine bakan herkes gibi ben de aynı şeyi söylüyorum. “İyi de Pegasus, ucuzum diyorsun ucuz değilsin ki?”

Havacılık sektöründe fiyatlandırma doluluk oranına göre yapılıyor bildiğiniz gibi. Yani uçak doldukça fiyat artıyor. Bazı dönemlerde de fiyatlar hep yüksek. Arz-talep meselesi… Bunun eleştirilecek bir tarafı yok. Bayramda ucuz uçmak istemek biraz şımarıklık oluyor. Burada Pegasus’un son bir yıl içinde yaptığı değişiklikleri ve iletişim stratejisini masaya yatıracağım, sektörün sorunlarını değil.


Selamlar,

Bu başlığı, “Sex sells” ifadesinin yazılı her türlü metin için de geçerli olduğu gerçeğinden yola çıkarak atmadım. Başka bir gerekçesi var. Öte yandan pek çoğunuzun aklına Amerikan Apparel gibi kadın bedenini irite edici şekilde sergileyen markaların yürüttüğü pazarlama stratejisi ve bu çerçevedeki reklamları gelebilir. O da var tabi ama asıl mesele o değil.

Reklamcılık Harley Davidson gibi güçlü bir imajı olan markanın bile geçmişte yaptığı gibi rasyonel değil artık. Daha abartılı, daha gösterişli daha cüretkar.

Dücane Cündioğlu, “Siyaset ve pornografi birbirine çok benzer” der ve bunu siyasi liderlerin sex kasetlerini kast ederek söylemez. “İkisi de gerçeğin hakikatsiz tezahürüdür” der Cündioğlu. “Hakikatsiz tezahür” bugünkü yazının nedeni işte…


Selamlar,

Bir seçim arefesinde daha yazıp yazmamak konusunda tereddüt ediyorum. Siyaset, iletişimin, markalaşmanın ve pazarlamanın en güçlü örneklerini gördüğümüz ve marka tercihinin güçlü bir sosyolojik temele dayandığı hatta tercih edenler arasında güçlü taraflar yarattığı bir alan. O yüzden rasyonel düşünmek pek mümkün değil.

Daha önceki seçimlerde de seçim arefelerinde yazılar yazmıştım. Baykal’ın tutarsızlığının oy yerine sorun getireceğinden bahsetmiştim geçen yerel seçimler öncesinde. Çarşaflı kadınlara rozet takmanın oy değil algı karmaşası yaratacağına değinmiştim. 2011 seçimlerinde CHP’nin niye yine kaybedeceğini de yazmıştım. “Türkiye rahat bir nefes alacak” mesajını “Türkiye’nin derdi rahat nefes almak değil” diyerek yanlış bulmuştum. Seçim sonrasında pek çok kişi de bu noktaya değinerek mesajın yanlış verildiğini söylemişti.


Geçenlerde Bauhaus’a girmiştim. Yapı marketlere giden erkekler, bujitericiye girmiş kadınlardan farksızdır. Kadınlara haksızlık yapmayalım, onlardan çok daha beterdir. İhtiyacı olsun olmasın herşeyi eller, bakar, dener ve sonrasında da pek çok gereksiz şeyle kapıdan çıkar. Yılda 1-2 kere kullanacağı kafaya takılan madenci lambasından tutun da evde onun açılabileceği hiç bir şey olmayan ince tornavida takımına kadar herşeyi almaya eğilimlidir o adam.  Takım üstelik, erkeklere satılan şeyler takımdır genelde. Çünkü bu sayede daha çok sayıda gereksiz şeyi, sırf sayısı ve çeşidi daha fazla diye, daha pahalı fiyata satabilirsiniz. Tek bir tornavidaya 10 lira vermektense %90’ını kullanmayacağı 10 uçlu bir tornavida takımına 15 lira vermeyi yeğler erkekler. Geçenlerde araç içi şarj aleti alırken şu 10 başlıklılardan aldıktan sonra kendime sormuştum: “Tamam şu uç senin telefon için ama geri kalan 9 taneyi ne yapacaksın?”. Sonra o da bozuldu, zaten doğru düzgün şarj etmiyordu, telefonu amuda kaldırmak gerekiyordu.